Cuma, Temmuz 19, 2024
Ana SayfaGenelAkıllı Cihazlarınız Ne Kadar Akıllı? IoT Güvenliği Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Akıllı Cihazlarınız Ne Kadar Akıllı? IoT Güvenliği Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Akıllı dünya, siber tehditlerle dolu! Akıllı cihazlarınız ne kadar korunaklı? Nesnelerin İnterneti (IoT) güvenliği ile siber tehditlere karşı koyun ve akıllı cihazlarınızın keyfini güvenle sürün.

Nesnelerin İnterneti terimi, günlük hayatta kullanılan internete bağlı nesnelerin, internet aracılığıyla diğer nesnelerle veri alışverişi yapabilmesini ve birbirleriyle tam olarak senkronizasyon halinde olmalarını sağlayan bir teknolojiyi ifade eder. Bu teknoloji, çeşitli verileri toplayan, gönderen ve işleyen web özellikli akıllı cihazlardan oluşur. IoT cihazları, topladıkları verileri bir ağ geçidi aracılığıyla analiz edilebileceği bir bulut sistemine veya başka bir uç cihaza aktarır. Bu cihazlar, işlerini insan müdahalesi olmadan, akıllı bir şekilde diğer ilgili cihazlarla iletişim kurarak gerçekleştirirler.

IoT, günümüzde hızla gelişen ve hayatımızın birçok alanında yer bulan bir teknoloji haline gelmiştir. Akıllı termostatlar, giyilebilir sağlık izleme cihazları, ev güvenlik kameraları, modemler, akıllı buzdolapları, akıllı arabalar ve endüstriyel sensörler gibi cihazlar, IoT ekosisteminin önemli parçalarıdır. Ancak bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte güvenlik riskleri de artmaktadır. İnterneti kullanan bu kadar fazla cihazın olması, kötü niyetli kişilerin iştahını artırmaktadır.

Tehditleri ve Alınabilecek Önlemleri Keşfetmeye Hazır Mısınız?

Bugün dünyada kullanılan 20 milyardan fazla bağlantılı IoT cihazı bulunuyor ve uzmanlar bu sayının 2025 yılına kadar 22 milyara ulaşmasını bekliyor. Yani, neredeyse dünyada her bir kişiye üç adet IoT cihazı düşüyor. İşte bu kadar büyük bir ekosistemden bahsediyoruz.

Kullandığımız IoT cihazları yapıları gereği bazı kişisel bilgileri kaydeder ve depolayabilir. Örneğin, evinizde bir güvenlik kamerası var diyelim. Bu kamera, muhtemelen bir internet ağına bağlıdır ve kaydettiği görüntüleri bir şekilde saklamak zorundadır. Genellikle bu görüntüler, sizin hiç bilmediğiniz bir yerdeki bulut tabanlı sunucularda saklanabilmektedir. Kötü niyetli kişiler, güvenlik olarak iyi yapılandırılmamış bu kameranın kontrolünü ele geçirebilir ve tüm kayıtları istediği gibi kullanabilir. Ayrıca bu cihazı açıp kapatabilir ve hatta yönünü değiştirip farklı noktaların kaydını alabilir. Bu durum, verilerin korunmamasına, kişisel bilgilerin çalınmasına veya gizli bilgilerin ifşa olmasına yol açabilir.

Bir başka örnek olarak, gelecekte çokça kullanılacağı varsayılan kendiliğinden giden akıllı arabalar verilebilir. Temmuz 2015’te IBM’den bir ekip, Jeep marka bir arazi aracının yerleşik yazılımına gizlice erişerek cihaz yazılımı güncelleme mekanizmasındaki bir güvenlik açığından yararlandı. Bu sayede aracın kontrolünü tamamen ele geçirdiler ve aracı hızlandırıp yavaşlatmayı, ayrıca direksiyonu çevirerek aracın yoldan çıkmasını sağlamayı başardılar.

Günümüz dünyasında şirketler daha fazla kâr elde edebilmek için bazı güvenlik önlemlerini ikinci plana atabilmektedir. Ayrıca, rekabetin yüksek olduğu pazarda tutunmak için maliyetlerin kısılması da kaçınılmazdır. Bu iki noktadan hareketle, IoT cihaz üreticileri bazen siber güvenlik alanında gerekli yatırımları yapmakta gönülsüz olabilirler. Bunun yanı sıra, hızla büyüyen internet dünyasında kullanıcı kaynaklı güvenlik açıklarının varlığı da yadsınamaz.

IoT güvenliği konusunda dünya çapında bazı çalışma projeleri mevcuttur. Bu amaçla kurulan OWASP Nesnelerin İnterneti Projesi, üreticilere, geliştiricilere ve tüketicilere IoT ile ilgili güvenlik sorunlarını daha iyi anlama konusunda rehberlik etmektedir. Ayrıca bu proje, üreticilerin IoT teknolojilerini geliştirirken, dağıtırken veya değerlendirirken daha bilinçli ve güvenli kararlar almasını sağlamayı hedefler.

OWASP’in 2018 yılında hazırlamış olduğu İlk 10 IoT Güvenlik Zafiyetleri listesindeki en önemli zafiyetlerden bazıları şunlardır:

  1. Zayıf, Tahmin Edilebilir veya Sabit Kodlanmış Şifreler: En yaygın güvenlik açıklarından biri, üreticinin IoT cihazlar üzerinde varsayılan şifreleri kullanmasıdır. Bu şifreler çoğu zaman kullanıcılar tarafından değiştirilmediğinden, cihazların yönetimleri kötü niyetli kişiler tarafından kolaylıkla ele geçirilebilir. Örneğin, bu durum Mirai Botnet’i tarafından 2016’da istismar edilmiştir.
  2. Güvenli Güncelleme Mekanizmasının Eksikliği: Güvenli bir güncelleme mekanizmasının uygulanması genellikle üretici için daha fazla çaba ve maliyet anlamına gelir. Çoğu üretici, IoT cihazlarına açık anahtar altyapısı (PKI) uygulamak ve tüm güncellemeleri bu altyapı ile imzalamak yerine daha düşük maliyetli yöntemleri tercih edebilir. Bu zafiyeti düşürebilmek için IoT cihaz kullanıcılarının belli periyotlarla manuel olarak güncellemeleri yapmaları gerekmektedir.
  3. Güvenli Olmayan Veri Aktarımı ve Depolama: Pek çok IoT cihazı, varsayılan olarak http gibi şifrelenmemiş bağlantılar aracılığıyla iletişim kurar. Bu, bir saldırganın kişisel verileri ele geçirmesine ve manipüle etmesine olanak tanır. Ayrıca, kullanıcıların verilerinin kaydedildiği bulut ortamındaki güvenlik zafiyetleri de büyük risk taşır.

Sonuç:

Nesnelerin İnterneti teknolojisi, günlük yaşamımızı kolaylaştıran ve birçok alanda verimliliği artıran bir yenilik olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte, güvenlik riskleri de artış gösteriyor. Cihaz güvenliği, ağ güvenliği ve veri güvenliği gibi kritik alanlarda gerekli önlemler alınmadığında ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Güçlü şifreleme, düzenli güncellemeler gibi hem son kullanıcılar hem de üreticiler tarafından alınabilecek önlemler, IoT cihazlarının güvenli bir şekilde kullanılmasını sağlar.

Bu cihazların güvenliği, hem kullanıcılar hem de üreticiler için öncelikli bir konu olmalıdır. IoT teknolojilerinin güvenli bir şekilde gelişmesi ve kullanılması için sürekli olarak araştırmalar yapılmalı ve güvenlik protokolleri güncellenmelidir. Üreticiler, kullanıcılar ve düzenleyici kurumlar iş birliği yaparak IoT ekosistemini daha güvenli hale getirmek için çalışmalar yapmalıdır. Ancak bu şekilde, bireylerin ve işletmelerin bu teknolojiden güvenle yararlanması sağlanabilir.

Unutulmamalıdır ki siber güvenlik meselesinde kötü niyetli saldırganlar her zaman bir adım önde olma eğilimindedir. Bireyler olarak yapmamız gereken, bu riskleri en aza indirmeye çalışmak ve cihaz üreticilerini daha güvenli ürünler üretmeleri yönünde baskılamaktır. IoT güvenliği, hızla dijitalleşen dünyamızda vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bu konuda farkındalığın artırılması ve gerekli tedbirlerin alınması, gelecekte daha güvenli bir IoT ekosistemi yaratmak için atılacak en önemli adımlardan biridir. Üreticilerin ve kullanıcıların birlikte hareket ederek güvenlik standartlarını yükseltmesi, IoT ekosisteminin sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlayacaktır. Bu sayede, IoT teknolojisinin sunduğu tüm avantajlardan güvenle yararlanmak mümkün olacaktır.

RELATED ARTICLES

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bizi Takip Edin

4,200BeğenenlerBeğen
10,000TakipçilerTakip Et
296TakipçilerTakip Et
1,400AboneAbone Ol

BÜLTENİMİZE ABONE OLUN

Popüler